BİR ÇOCUK DEĞİŞİR, DÜNYA DEĞİŞİR

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR


Soyut düşünebilme, sözel ve sayısal usa vurma, uzamsal ilişkiler, bellek ve sözcük akıcılığı, yeni durumlara uyum sağlama ve yön verme, bilgiyi hızlı, sağlıklı ve seçici olarak anımsanma, muhakeme kurma, yaratıcılık, sanat, liderlik veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon ve potansiyel gösteren çocuklara üstün zekalı çocuklar denir. (Özyaprak, 2012).


~Bu çocuklar zihinsel açıdan erken gelişirler ve normal yaşıtlarından daha çabuk öğrenirler. Sürekli soru sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar. Öğrenirken çözüme çoğunlukla sezgisel olarak ulaşırlar. Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır, derin ve geniş ilgi alanlarına sahiptirler. İlgi alanlarına dikkatlerini yoğunlaştırarak yoğun motivasyon gösterebilirler. Düşünceleri akıcıdır; bir alanda öğrendikleri konular ile bir başka alanda öğrendikleri konular arasında akla yatkın ilişkiler kurabilirler. Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının çözemedikleri problemleri çözebilirler. Orijinal, yaratıcı ve girişkendirler. Sorumluluk duyguları gelişmiştir, kendilerine güvenirler ve kolaylıkla sorumluluk alabilirler. Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar. Genellikle kendilerinden büyük çocuklarla iletişime girmeyi tercih ederler (KAYNAKÇA).


~Üstün zekalı çocuklar, çeşitli alanlarda özel yeteneklere sahip olduklarından, farklı alanlardaki yeteneklerini geliştirmek için özel bir eğitime ve uygun imkanlara gereksinim duymaktadırlar.


Zihinsel açıdan erken gelişmeleri ve normal yaşıtlarından daha çabuk öğrenmeleri, sıradan müfredatın bu çocuklar için yetersiz kalmasına sebep olmaktadır. Meraklı ve irdeleyen tabiatlarıyla üstün zekalılar, farklı alanları bütünleştiren, farklı içerikleri kapsayan, soyut, üst düzey, gerçek uzmanların ve bilim insanlarının hayatlarını, düşünme stillerini, disiplinlere özgü düşünme alışkanlıklarını ve yöntemlerini içeren kapsamlı bir müfredata ihtiyaç duymaktadırlar.


Birden çok alana aynı anda ilgi besleyebilirler. Bu yüzden alanların uzmanlarıyla birebir çalışmaya, mentorluğa, bağımsız çalışmalar kapsamında gerçek alıcı kitlelerine sunulacak projeler geliştirmeye ve bu sayede alana yönelik gerçek ilgi ve yeteneklerini belirlemeye ihtiyaçları vardır.


Genelde üstün zekalı çocukların en az bir konuya karşı yoğun ilgileri ve o konuyla ilgili derin bilgileri vardır (örnek dinozorların yaşamı ve türleri). Bu özel ilgi ve yetenek alanlarında çocukların yönlendirilerek, alanın gerçek uzmanlarının özelliklerini, düşünme alışkanlıklarını, çalışma stillerini tanımaları ve ilgi duydukları alanda geleceğin uzmanları olmaları yolunda rehberlik edilmeleri gerekmektedir.


Karmaşık ve zor problemlerle uğraşmaktan hoşlanırlar. Bir soruna farklı açılardan bakabilme, sorunla ilgili çok sayıda fikir üretebilme, üretilen fikirleri bağlam ve kapsam açısından irdeleyebilme, sorunu çözerken farklı alanlarda öğrendikleri bilgi ve becerileri bağlantılandırabilme gibi yaratıcı ve eleştirel düşünme potansiyelleri vardır. Bu potansiyellerinin, literatürde kabul görmüş ve uzmanlar tarafından gerçek hayat problemlerini çözerken kullanılan düşünme becerileri, alana özgü teknik, yöntem ve beceriler ile bilinçli ve sistematik bir şekilde geliştirilmesi; ilgi duyulan alanlara kanalize edilmesi gerekmektedir.


~GEREKÇE


Genel olarak örgün eğitim kapsamında öğrencilerin bireysel farklıları gözetilmemektedir. Bu durum her türden yetenek kaybının sıkça yaşanmasına sebep olmaktadır. Tüm çocuklar için hassas bir durum oluşturan bu koşullar, yaşıtlarından belli alanlarda ileri düzeyde zihinsel gelişim gösterdiği bilimsel ölçeklerle tanılanarak kanıtlanmış özel bir grubun göz göre göre kaderine terk edilmesi demektir. Dolayısıyla üstün zekalı çocukların özelliklerinin ve bu özelliklerinin gerektirdiği eğitsel ihtiyaçlarının farkındalığı, vicdani ve toplumsal bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir.


~Halbuki demokrasi ile yönetilen ülkelerde, her bireye eşit eğitim olanakları sunulması demokrasinin gereğidir. Bu, aynı zamanda temel insan haklarından da biridir. Bu noktada, eşit eğitim olanaklarının aynı eğitim fırsatları olmadığı konusuna da açıklık getirmekte yarar vardır, çünkü üstün zekâlı öğrenciler eğitim ve öğrenim açısından farklı özelliklere sahip oldukları için, farklılaştırılmış bir müfredat programı gereksinimi içindedirler. Jefferson’ın ileri sürdüğü gibi, farklı özelliğe sahip olan bireylere aynı eğitimi vermek kadar eşit olmayan bir durum daha yoktur. Bu görüşe göre, bireylerin potansiyellerini tamamen gerçekleştirmeleri için, özelliklerine uygun bir eğitim almalıdırlar. Bu nedenle, farklı özellikler gösteren üstün zekâlı öğrencilere farklılaştırılmış eğitim olanaklarını sunmayı reddetmek, ne demokrasi ile ne de insan haklarıyla bağdaşmaktadır.


~İnsani ve siyasi boyutun yanı sıra evrimsel bir gerçek de vardır; toplumların sanayi toplumu olmak yerine bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerledikleri çağımızda yetiştirilmek istenen bireylerin nitelikleri de değişmiştir. Toplumlar değişen ihtiyaçları karşılayabilecek esneklikte, yaratıcı, eleştirel, düşünen, araştıran, sorgulayan, üretken, yüksek motivasyonlu bireyleri yetiştirebilmek için eğitim programlarını farklılaştırmaya ve zenginleştirmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Üstün zekalı çocuklar, bu istenen özellikteki düşünme becerilerine potansiyel olarak doğuştan sahiptirler. Bu nedenle, üstün ve yetenekli bireylerin eğitimi tüm dünya tarafından önemsenen bir konudur. Fakat alacakları doğru eğitimle hem kendilerine hem de topluma ve insanlığa üst düzeyde katkıda bulunabilecek olan üstün zekalı çocuklar, doğru yönlendirme yapılmazsa hatalı ve bilinçsiz tercihler yapıp bireysel ve toplumsal yıkıma sebebiyet de verebilirler. Ayrıca yapılan araştırmalar (Silverman; 1992; 1993) zihinsel, kişisel ve duygusal özelliklerine uygun, bilişsel ihtiyaçlarına cevap veren ve zihinsel gelişimleri kadar sosyal-duygusal gereksinimlerini de karşılayan eğitim imkanları sağlamamanın üstün zekalıların depresyona girme ihtimallerini arttırdığını göstermektedir. Gross (2002), üstün zekâlı ve yetenekli çocuklara, kendi arkadaşlık beklentileriyle, zekâ düzeyleriyle ve duygusal olgunluklarıyla paralel özellikler gösteren bireylerle arkadaşlık etme imkânı sağlayacak okul ve eğitim düzenlemeleri yapılmazsa, yalnızlık ve soyutlanmanın bu çocuklar için kaçınılmaz olduğunun altını çizmektedir. Bu dışlanmışlık ve anlaşılamama, üstün zekâlı ve yetenekli çocukların depresyona girmelerine neden olabilir.


~Özetle zihinsel açıdan yaşıtlarına kıyasla daha hızlı, kapsamlı ve derinlemesine düşünme süreçlerine sahip olan üstün zekâlı ve yetenekli bireyleri normal zekâ düzeyine sahip yaşıtlarının öğrenme hız ve düzeyini temel alarak eğitmek onlara yapılan bir haksızlıktır. Onların potansiyellerini tamamen gerçekleştirmeleri için, özelliklerine uygun bir eğitim almaları gerekir. Bu nedenle, öğrencilerin ihtiyaç verecek şekilde eğitim programının farklılaştırılması ya da onların potansiyellerini ortaya koymalarına fırsat verecek eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanması gerekir.